22 Ekim 2010 Cuma

başlıksız...

    Her zamanki gibi okuldan eve doğru yürüyorum. Bir yandan aklımda anlamsız çizimler yapıyorum. Neden yaptığımı bilmiyorum, ama yinede yapıyorum. Hiçbir şey yapmak gelmiyor içimden eve kadar koşsam? Olmaz yorulurum… Şarkı mırıldansam? Yandan birisi duyunca dik dik bakar…  
     Böyle ihtimalleri sıralarken kendimi evin kapısında buluyorum… Meğer ne yapsam diye düşünmekte bir şeymiş… Evin zilini çalıyorum… Annem kapıyı açıyor. Anneme sarılıp tıpkı bir salyangoz gibi yavaş yavaş koltuğa gidiyorum. Koltuğa uzanıp televizyonu açıyorum.1.-2 saat izledikten sonra yemeğimi yiyorum.  Yatağıma uzanıp sabaha kadar uyuyorum. Ertesi gün kalkıyorum. Okula gidiyorum ve döngü yeniden başlıyor.
    Bazen bu hiçbir işe yaramayan döngüyü hiç umursadığım olmuyor, bazen de keşke bir şeyler yapsam diye düşünüyorum. Düşünüyorum. Hiçbir işe yaramıyor. Hayatımın sonuna kadar düşündüm. Belki düşünmek yerine o döngüyü ikiye ayırıp yok etseydim, mutlu bir hayatım, mutlu bir ailem, mutlu bir kişiliğim olurdu…
                                                                                         Arda Günal
                                                                                         7/C 1609

Hiç yorum yok: